HATIRA DEFTERİ
Gecenin karanlığı bu kentin üzerine mi? düşer
Bir bu sokaklar mı?
Geceden nasiplenir
İçi geceden, gece olanlar var
Benim gibi bu şehrin sokaklarında
Kan kusup kızılcık şerbeti içenler
Yalnız değilsiniz
Gün ışığından saklanmış
Unutulmuş anılar bir bir gün yüzüne çıkar
Açılır sandık dökülür
Geçmiş hatıralar
Sararmış defalarca okunmuş bir kaç satırı göz yaşımdan silinmiş mektuplar
Bazıları cesaret edip okunmamış
Bütün gizemiyle okunmayı bekleyen
Bir onlar mı saklanan
Bir çakı dededen kalan,
Kesilen son elmanın kokusu üstünde
Ve bir tarak dişlerinin arasına sıkışmış bir kaç tel beyaz saç
Ve bir mendil terden sararmış
Sabun kokusu hala üstünde duran ve en önemlisi
Siyah beyaz sokak ortasında çekilmiş fotoğraflar,
Poz vermekten habersiz olduğu gibi doğal
Boyunlar yana eğik, bir tütün tabakası yanında bir ağızlık
Derin tütün kokusu nefesleri kesen
Şımarmaktan habersiz anılar hatıralar
Gece olunca açılır sandık
Çıkar hatıra defteri alınan nefes bile satır satır yazılırdı
Uyanınca yıkanan yüzünden başlayıp ta akşam olunca giyilen pijamaya kadar
Yazdığımız hatıra defterimiz çocukça kaleme aldıklarımız bir tebessümle okunan
burcu burcu kokan yaralı yamalı sevdalar
Bir melankoli
Gece yaşanır ağlamakla gülmek arasına sıkışır, hayatım gibi duygularım
Sussam yüreğim, konuşsam gözlerim ağlar
Anlatılmaz ki bu duygular üç beş satırla
Konuştuğun gün olur ağladığın gece
Zekine k.k


